Parklarda dolaşan güvercinleri, vapurların etrafında uçuşan martıları ve hatta göletlerde yüzen ördekleri her zaman ekmek ile besleyen birileri vardır. Peki ya bunu yaparken kuşlara zarar veriyor olabilir miyiz?
Yaygın uygulamanın aksine, kuşları ekmek ve türevleri olan mayalanmış gıdalarla beslemek kursak florasını bozar. Bunun sonucunda, kuşların sindirim sistemlerinde doğal olarak bulunmasına rağmen Candida albicans ve Megabakteri (Macrorhabdus ornithogaster) adlı mantar türleri aşırı çoğalır. Halk arasında “kursak mantarı” olarak bilinen bu Candida enfeksiyonu, bağışıklık sistemi zayıf olan kuşlar için oldukça tehlikelidir; sindirim sistemini tıkayabilir, besin emilimini engelleyebilir ve hatta ölümcül olabilir.
Özellikle ev kuşları, kanaryalar ve güvercinlerde yaygın olarak görülen bu hastalık, evde beslenen muhabbet kuşlarında ilk kez gözlendiği yıl olan 1972’den beri dünyanın her yerinde evcil ve yabani kuşlarda karşımıza çıkmaya devam etmekte. Martılar ve diğer birtakım yabani kuşlar ise doğal ortamlarında maruz kaldıkları çeşitli yararlı bakteri, virüs ve mantarlar sayesinde güçlü bir mikrobiyotaya sahiptir. Kursak floraları dengelendiği için bu hastalık onlarda görece daha az gözlenir.
Doğada Martıları Beslemek
Martıların denizdeki balıkları avlamak yerine simit yakalamayı tercih etmeleri, gelişmiş adaptasyon yetenekleri sayesinde bağışıklık sistemleri güçlü olduğu sürece çoğunlukla sağlıklarını olumsuz etkilemez. Ancak martılar ve ördekler gibi sucul kuşlar, aslında avlanırken çok önemli bir fiziksel avantajdan yararlanırlar: Işığın su yüzeyinden yansımasıyla oluşan polarizasyon. Bu kuşlar, denizin veya göllerin derin katmanlarını görebilmelerini ve içerisindeki balıkları kolayca avlayabilmelerini sağlayan bir dalga boyu filtreleme sistemine sahiptir.
Dalga boyu filtreleme sistemi sayesinde kuşlar etraflarındaki kontrastı daha iyi algılamakta olup kamufle olmuş avlarını daha net bir şekilde görürler. Bu sistem; kuşların insanlardan farklı olarak sahip oldukları dördüncü bir koni hücresi sayesinde ultraviyole (UV) ışık spektrumunu görebilmeleri, bununla beraber gözlerindeki her bir koni hücresinin içerisinde belirli renkleri seçip filtreleyerek aynı rengin insanların ayırt edemeyeceği ton ve değişimlerini görme kabiliyeti kazandıran bir damla yağ bulunması sayesinde çalışır.

Doğada Güvercinleri Beslemek
Güvercinler, evcilleştirilen hayvanlar arasında tarihi en eskiye dayanan kuş türüdür. Bu sebeple güvercinleri ekmek ve türevleri ile beslemek, diğer yabani kuşlara kıyasla bağışıklık sistemleri açısından onlar için çok daha tehlikeli olabilir. Güvercingiller familyasından olan ve Türkiye’de doğal olarak yaşayan, biri göçmen olmak üzere toplam sekiz tür vardır.
Güvercinlerin evcilleştirilmesi muhtemelen Akdeniz bölgesinde başlamıştır ve bu sürecin yazılı kayıtlardan yaklaşık 10.000 yıl öncesine kadar dayandığı tahmin edilmektedir. Evcilleştirilen güvercinler, zamanla doğanın şartlarına karşı farklı adaptasyonlar geliştirmişlerdir. Oldukça dayanıklı olduklarından ötürü farklı iklim koşullarına rahatlıkla uyum sağlayabilirler. Eski çağlardan itibaren farklı amaçlarla yetiştirilen güvercinlerin ülkemizde de yaygın olarak yetiştiriciliği yapılmaktadır.
Candida albicans ve Megabakteri (Macrorhabdus ornithogaster) isimli mantar türleri, özellikle güvercin yetiştiricileri açısından yaygın bir sorun olarak görülmektedir. Hastalığın sebepleri arasında beslenme alışkanlığının yanında hijyen eksikliği, nem ve ısı gibi pek çok faktör gösterilebilir.

KÜÇÜK KANATLILARDA MEGABAKTERİYOZİS
Megabakteriler ilk başlarda bakteri olarak sınıflandırılmış, fakat yapılan çalışmalar bu mikroorganizmaların mantar olduğunu açığa çıkarmıştır. Megabakterileri her zaman patojen olarak tanımlayamamakla birlikte bu mikroorganizmalar ile kültür çalışması yapmak oldukça güçtür.
Enfekte olan kuşlarda; iştahın yerinde olmasına rağmen ani kilo kaybı, büyümede yavaşlama, kursakta genişleme ve kalınlaşma ile hastalığa spesifik olmayan diğer bazı semptomlar görülmektedir. Sağlıklı kuşların sindirim sisteminde doğal olarak bulunmakla beraber hastalarda en çok izole edilen tür olan Candida albicans, uygun şartlar sağlandığında hızla çoğalıp hastalık belirtilerinin başlamasına sebep olur.
1995-1996 yılları arasında yapılan bir araştırmaya göre, Türkiye’de muhabbet kuşu ve kanaryalar için megabakteri enfeksiyonu oldukça büyük bir tehlike teşkil etmektedir. Alınabilecek önlemler arasında hayvanların stres ortamından uzak tutulup sağlıklı çevre ve beslenme şartlarının sağlanması ile uzun süreli antibiyotik ve steroid kullanımından kaçınılması gösterilebilir.
kaynakça
- Kurtdede, A., Alkan, Z., Cıngı, C. Ç., Ural, K., & Noyan, D. (1998). Ankara’da muhabbet kuşu ve kanaryalarda megabakteriosis üzerinde klinik ve laboratuvar çalışmalar. Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dergisi, 45(2), 297-303.
- Mutlu,Ö. F., 19982218366, Turkish, Journal article, 9, (2), Etlik Veteriner Mikrobiyoloji Dergisi, (99–107), Megabacteriosis in budgerigars (Melopsittacus undulatus) and canaries (Serinus canaria)., (1997)
- Yenilmez, F. (Ed.). (2020). Hayvancılık alanında akademik araştırmalar. İksad Yayınevi.
- Büyükokutan Töret, A., & Özdemir, T. (2024). Güvercin hastalıklarında geleneksel tedavi yöntemleri: Eskişehir örneği. YAZIT Kültür Bilimleri Dergisi, 4(1), 1-24.
- Memorial Sağlık Grubu. (2024). Mikrobiyota (mikrobiyom) nedir? Memorial Sağlık Rehberi. https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberi/mikrobiyota-mikrobiyom-nedir
- Cengiz, V. H. M. (2023, August 31). Kuşlarda Kursak Mantarı. Gülbağ Veteriner Kliniği. https://www.gulbagveteriner.com/kuslarda-kursak-mantari/